Navigation

Kısa Yol: Makaleler / Şiirler



www.haymanatotak.tr.gg...

Bu köy bizim köyümüz.

Haymana Durupınar Totak Köyü

zikir

Zikir
 
Zikir nedir? Nasıl yapılır?
Zikir, Allah’ı anmak üzere söylenmesi ve yapılması tavsiye edilen, sözlü ve ameli eylemleri kapsayan davranışların tümüdür.
 
Zikir, sözlükte anmak, hatırlamak, yâd etmek demektir. Bir tasavvuf terimi olarak Allah’ı anmak ve hatırlamak, O’nu unutmamak (nisyan) ve gaflet halinde olmamak; Allah ismi şerifini (lafza-i celâl zikri) veya Lâilâheillallah (kelime-i tevhid zikri) cümlesini söylemek ve tekrarlamak demektir.

Zikir kelimesi, tarikat ehli kimselerin ferdî olarak belli bir esmayı belli zamanlarda, belli sayıda ve bir edeb dâhilinde her gün düzenli bir
şekilde söylemeleri; yine tarikat ehli kimselerin ve sûfî cemaatlerinin bir yerde toplanıp mürşid veya halifesi gözetiminde Allah, Hû, Hay gibi esmaları belli bir hareket ve düzen içinde tekrarlamaları anlamında da kullanılır. Toplu olarak icra edilen bu tür zikirlere semâ, tarikat ayini, hadra ve deverân gibi isimler de verilmektedir
 
Zikri, sadece dil ile yapılan olarak algılamamak lazım. Zikir, insana sevap kazandıran her türlü amelin adıdır. (Elmalılı, I, 540-543)
 
Beni anın ki, ben de sizi anayım, şükredin nankörlük etmeyin. (Bakara/152)
Allah’ı çokça zikredin ki, felaha eresiniz(Enfal Suresi, 45)

Allah’ı çok zikreden erkek ve kadınlar yok mu? Cenabı-ı Hak’tan onlara mağfiret ve büyük ecir hazırlanmıştır.”(el-Ahzâb, 33/35

Namaz kılındıktan sonra yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfünden (nasibinizi) arayın. Allah'ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz Cuma suresi 10

Kalpler yalnızca Allah’ın zikriyle tatmin olur. Rad Suresi Ayet 28

Ey resulüm! Kullarım sana benden sorarlarsa,  şüphesiz ben, çok yakınımdır. Bana dua edenin duasını kabul ederim. (Bakara/186)

Öyle insanlar vardır ki, ne bir ticaret, ne bir alışveriş onları Allah’ı zikirden, namazı kılmaktan, zekâtı vermekten alıkoyamaz. (Nur Suresi, 37)

Rabbini, sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret. Gaflete kapılanlardan olma. (Araf Suresi, 205)

''Ey iman edenler!Allah'ı çokça zikredin.Onu sabah akşam tesbih edin.O,sizi karanlıktan aydınlığa çıkarmak için size merhamet eden;melekleri de sizin için bağışlanma dileyendir.Allah müminlere çok merhamet edendir.'' (Ahzab,33/41-43)

"Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) "Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin azabında koru." (Al-i İmran Suresi, 191)

Münafıklar, Allah'ı aldatmaya çalışırlar. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah'ı pek az anarlar.”(en-Nisâ, 4/142) (Bu ayete çok dikkat!)

Hacc ibadetlerinizi bitirince (Müzdelife’de) babalarınızı andığınız gibi, hatta ondan daha kuvvetli bir şekilde Allah’ı anın.”(el-Bakara, 2/200

Her kim de benim zikrimden (Kur'ân'dan) yüz çevirirse, (bilsin ki) ona dar bir geçim vardır ve onu kıyamet günü kör olarak haşrederiz. Taha 124

Hz. Peygamber (SAV) şöyle buyurmuştur:
Amellerinizin en hayırlısı; Melikiniz (Rabbiniz) katında en temizi; derecenizi en çok yükselteni; altın ve gümüş infak etmekten, düşmanla boğaz boğaza mücadele ederek sizin düşmanı, düşmanın sizi öldürmesinden (şehit ve gazi olmaktan) daha faziletli olanı nedir, size haber vereyim mi?” Ashab: “Evet ey Allah’ın Rasûlü!” dediler. Rasûlullah (s.a.v.); “Allah Teâlâ’yı zikretmektir.” buyurdu.

Allah'ı zikretmek için bir mecliste oturanları, melekler, halka çevirerek kuşatırlar. Allah'ın rahmeti kendilerini kapsar ve Allah Teâlâ, onları nezdinde bulunan kimselerin yanında anar.12

Gafiller içinde Allah’ı anan kişi, harpten kaçanlar arasında cihada devam eden gibidir.

Rasûlullah (s.a.v.), “Ya Rasûlallah, en faziletli amel hangisidir?” diye soruldu
ğunda; “Dilin, zikr-i ilâhî ile meşgul iken ölmendir.” buyurmuşlardır. (Et-Terğîb ve’t-Terhîb, 2/395)

“Kulum Beni andı
ğında ve dudaklarını Benim için kıpırdattığında Ben onunla beraberim.”(Buhârî)

“Âdemo
ğlu Allah’ın zikrinden daha kolay kendisini Allah’ın azabından kurtaracak bir amel işlemiş değildir.” (Tirmizî)

Sadece Allah rızası için bir araya gelip O'nu zikredenlere göklerden şöyle seslenilir: 'Bağışlanmış olarak kalkınız! Ben sizin seyyie (kötülük)lerinizi hasenelere (sevaplara) tebdil eyledim'.13

Bir araya gelip de Allah'ı zikretmeden ve Rasûlü'ne salâvat-ı şerife getirmeden dağılan bir kavmin bu toplantıları kıyamet gününde kendilerine üzüntü ve hasret vesilesi olur.14

Ebu Hureyre (r.a.) Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu dedi: "Bir topluluk bir mecliste oturur da orada Allah'ı anmaz ve Peygamberine salâvat getirmezse, bu kimseler eksik bir iş yapmış olurlar. Allah onlara dilerse azap eder, dilerse de affeder."

Hz. Davut şöyle buyurmuştur: İlâhî! Benim seni zikredenlerin meclislerinden geçerek gaflete dalanların meclislerine doğru gittiğimi gördüğün zaman, daha o meclise varmadan önce ayağımı kır. Zira ayağımın bu şekilde kırılması benim için senden gelen bir nimet olur'.


Ebu Hüreyre şöyle buyurmuştur:Gök ehli, içerisinde Allah'ın zikredildiği evleri tıpkı bir yıldız gibi görür           Süfyan b. Uyeyne de şöyle buyurmuştur: "Bir kavim Allah'ı anmak üzere bir araya geldiği zaman şeytan ve dünya onlardan uzaklaşır. Şeytan, dünyaya 'Sen bunların ne yaptıklarını görmez misin?' der. Dünya da şeytana şu karşılığı verir: 'Sen onlara bakma! Dağıldıkları zaman ben onları teker teker boyunlarından tutup sana getiririm!'

Ebu Hüreyre bir gün pazar yerine giderek orada bulunanlara şu şekilde haykırır: 'Siz niçin buradasınız. Oysa mescidde Allah Rasûlü'nün mirası dağıtılmaktadır'. Bunun üzerine halk, pazarı terk edip mescide gider ve orada birşey göremeyince de geri dönerek Ebu Hüreyre'ye 'Mescitte miras falan görmedik?' derler. Ebu Hüreyre de 'Peki ne gördünüz?' diye sorar. Pazarcıların 'Orada Allah'ı zikreden ve Kur'an okuyan kimseler gördük hepsi o kadar.,.' demeleri üzerine de 'İşte o Allah'ın Rasûlü Hz. Muhammed'in mirasıdır!' der.

A'meş'in, Ebu Salih’ten, onun da Ebu Hüreyre ve Ebu Sait el-Hudrî'den rivayet ettiklerine göre Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:

Allah Teâlâ'nın bir grup meleği vardır. Bunlar insanların yaptıklarını yazıp kaydeden meleklerden başka bir grup olup yeryüzünde gezerler. Bir araya gelip Allah'ı zikreden bir cemaat gördüklerinde birbirlerini şöyle çağırırlar:
- Aradı
ğınıza geliniz!
Bu davet üzerine meleklerin hepsi oraya toplanır ve sonra da zikredenleri çepeçevre ku
şatarak halkalarını ta göğe varıncaya kadar genişletip yükseltirler. Bunun üzerine Allah Teâlâ onlara şöyle der:
- Kendilerini bıraktı
ğınızda kullarım ne yapıyordu?
- Sana hamd ü sena ediyorlardı.
- Acaba o kullarım beni görmü
şler midir ki, bana bu şekilde hamd etmektedirler?
- Hayır!
- Peki, beni görmü
ş olsalardı ne yaparlardı?
- Daha fazla tespihte ve hamd ü senada bulunurlardı.
- O kullarım hangi
şeyden bana sığınıyorlar?
- Ate
şten.
- Acaba onlar ate
şi görmüşler midir ki, ondan bana sığınıyorlar?
- Hayır!
- Peki, onlar ate
şi görmüş olsalardı ne yaparlardı?
- Ondan daha fazla kaçar ve ürkerlerdi.
- Onlar ne istiyorlar?
- Cenneti.
- Acaba onlar cenneti görmü
şler midir ki onu istiyorlar?
- Hayır!
- Peki, bir de görmü
ş olsalardı nasıl olurdu?
- Onu daha da fazla isterlerdi.
- Ey meleklerim! Sizi
şahit kılıyorum ki, ben o kullarımı affettim.
- (Ya Rab!) Onların içinde filân adam vardır ki bu meclise seni zikretmek veya onlarla beraber olmak için de
ğil onların herhangi birisinden ihtiyacını istemek için katılmıştır. (Onu da mı affettin?)
- Onlar öyle bir kavimdir ki, kendileriyle beraber oturan bir kimse asla kötü olmaz.16

Zikir, şükür kavramında olduğu gibi hem dil, hem kalp ve hem de bedenen yani amellerle olmalıdır.
1- Dil ile zikir: Allah'ı isimleriyle anmak, hamd etmek, tespih etmek, Kur'an okumak, Kur’ân’ı dinlemek ve dua etmektir. Dil ile yapılan zikir, kalbi zikre yol açmalıdır.
2- Kalp ile zikir: Kalbi zikir, bedenin zikrine yani ameli zikre zemin hazırlamalıdır. Ameli zikirden kastımız, Allah’ın yapmamızı istediği kulluk vazifeleri, bir başka ifadeyle ibadetlerdir.
3. Hakiki zikir:Nefis dâhil, ağyarı nefyederek yapılan zikirdir ki bu mertebede zâkir, mezkûr ve zikir birleşmiş durumdadır. Başka bir ifade ile hakiki zikir, Hakk Teâlâ’nın kulu ezelde zikreylemesini müşahede ederek, kendi zikrini görmekten kurtulmasıdır.(8) Bu da Allah’ın seni andığını görmen, kendi zikrini unutup Allah’ı bekasıyla zikretmendir
Tabiatta her şey zıttıyla adlandırılır. Değerlendirilir. Sevgi nefretle, gece gündüzle Peki zikirin zıttı nedir?
Zikir, dil ve beden ile yapılan kalbî bir uyanıklık içinde gerçekleştirilmelidir. Zira zikir, gaflet ve nisyanın yani unutmanın gafletin zıddı demektir. Bu anlamda zikir, Allah’ı unutmamak yani hiçbir hâl ve şartta O’ndan gafil olmamaktır. Dolayısıyla gafleti gidermeyen zikir, hakikatte zikir değildir. Nitekim Allah'ı zikir için farz kılınan namazı gafletle eda edenler kınanırken (Maun, 107/ 4-5), onu huşu içinde yerine getirenler övülmüştür (Mü'minûn, 23/1-2) . Yine aynı şekilde "Gerçek müminler ancak o kimselerdir ki yanlarında Allah zikredilince kalpleri ürperir, kendilerine O’nun ayetleri okununca bu, onların imanlarını artırır ve yalnız Rab’lerine güvenip dayanırlar.." (Enfâl, 8/2) ayeti, zikrin gönlü titretecek derecede bir şuur ve uyanıklık içinde yapılması gerektiğine dikkat çeker.
Zikir ne şekilde yapılmalıdır?
Onlar ki ayakta dururken, otururken ve uyumak için uzandıklarında Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde tefekkür ederler: “Ey Rabbimiz! Sen bunların hiç birini anlamsız ve amaçsız yaratmadın. Sen yücelikte sınırsızsın! Bizi ateşin azabından koru!” (Âl-i İmrân, 3/191)
24 saat ibadet edebilir miyiz? Her hareketimizi, her işimizi ibadet haline getirebilir miyiz?
Allah’a gereği gibi kul olma inancıyla hareket eden kişinin, yaptığı her meşru iş ve söylediği her güzel söz nerede ve ne zaman olursa olsun zikirdir, ibadet niteliğindedir
Zikrullahi ekber nedir?
Utlu mâ ûhiye ileyke mine-lkitâbi veakimi-ssalâ(te)(s) inne-ssalâte tenhâ ‘ani-lfahşâ-i velmunker(i)(k) veleżikru(A)llâhi ekber(u)(k) va(A)llâhu ya’lemu mâ tasne’ûn(e
 
Sana vahye dilen Kitabı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir
Hamd, şefkati şamil ve rahmeti geniş olan Allah'a mahsustur. O, kendisini zikreden kullarını hayırla yâd eder.

Zikrin Faydaları

Zikrin faydaları sayılmayacak kadar çoktur. Bunlardan bazıları
şunlardır:

1. Zikir,
şeytanı kişinin yanından uzaklaştırır ve Allah Teâlâ’nın hoşnutluğunu kazandırır.

2. Kalpten gam ve tasayı giderir.

3. Kalbe ferah, sevinç ve rahatlık verir.

4. Kalbi ve yüzü nurlandırır.

5. Bedeni ve kalbi güçlendirir.

6. Dinin ruhu olan sevgi ve muhabbeti temin eder.

7.
İhlâs kapısının açılmasına vesile olur.

8. Allah’a kurbiyeti sa
ğlar, mârifet kapılarından en büyüğü o sayede açılır.

9. Zikir, kalbin hayatiyeti için balı
ğın suya duyduğu ihtiyaç gibidir.

10. Kalbi cilalandırır.

11. Zikir, hataları önler, hatta giderir, yok eder.

12. Allah’ı zikreden kimse, Allah’a yakla
şır, hatta O’nunla beraber olur.

13. Zikir, kalbin
şifa ve ilacı, gaflet ise marazıdır.

14. Zikir, Cehennem ile kul arasında bir duvardır.

15. Zikir, dilin gıybet, yalan vs. gibi batıl ve haram
şeylerle meşguliyetini önler.
Son notlar
Toplu zikirlerde söylenen esmaların ve yapılan hareketlerin ritmik ve ahenkli olması gerekmektedir. Bir halka oluşturmak suretiyle ahenkli hareketlerle oturarak yapılan zikre kâiden zikir; ayakta yapılan zikre kâimen zikir veya deveran tabiri kullanılmıştır. Yesevîlikte hançereden testere sesi gibi bir ses çıkarılarak yapılan zikre ise, zikr-i erre veya zikr-i minşârî (testere zikri) denilmiştir.
Zikir, sevgiliye karşı duyulan sevginin alameti ve eseridir. Çünkü bir şeyi seven onu çok anar. Zikir esnasında zikreden, zikredilenden başka her şeyden geçer. Yani zâkir, zikirde mezkûrdan (Allah) başka her şeyi unutur. Zinnûn-i Mısrî şöyle der: “Hakiki manada Allah’ı zikreden bir zâkir, O’nun zikri yanında her şeyi unutur. Allah Teâlâ da onu her şeyden muhafaza eder.”(2)

İçtimaî hayatı çekilmez hale getiren amil, insanların mâsivâya karşı olan meyilleridir. Zikre duyulan ihtiyaç sayesinde sûfînin kalbinde yer alan bir takım dünyevi ihtiraslar kaybolur ve yerini Allah sevgisine terk eder. Samimiyetten uzak, çeşitli menfaatler hayal edilip yapılan veya bir alışkanlık haline getirilen zikrin, ahlâk edinilmedikçe kişiye bir fayda sağlayamayacağı da aşikârdır.(3)

Kur’ân’da 254 yerde geçen zikir lafzı, mutasavvıflar tarafından genel olarak Allah’ı, özel olarak da Elest Bezmi’nde O’na verilen sözü hatırlamak
şeklinde anlaşılır. Zikir, Elest Bezmi’nde hatırlamak, semâ da Elest Bezmi’nde Allah’ın “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?”(el-A’`râf, 7/172) hitabını duymak manasınadır denilmiştir.
Hz. Rasûlullah (s.a.v.) Efendimizin duası:
“Allah’ım! Sen’i zikredebilmek, Sana şükredebilmek ve Sana güzel ibadet yapabilmek hususunda bizlere yardım et! Bizlere Recep ve Şaban’ı mübarek kıl, bizi Ramazan’a ulaştır! Âmin!
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Bu güne kadar 36633 ziyaretçi (182152 klik) sevenimiz buradaydı!


=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=